‘Rekabet gücü, güçlü yerli üretimle artar’
TAYSAD’ın yeni Başkanı Yakup Birinci, Türkiye’nin otomotiv sektöründeki bağımsızlığını artırmanın önemine dikkat çekerek, “Türk otomotiv sanayinin küresel rekabet gücünü artırmanın yolu, güçlü yerli üretim ve yeni yatırımlar” dedi.
TAŞIT Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Yakup Birinci ve eski başkan Albert Saydam, Türk otomotiv sektöründeki gelişmeleri, yerli üretimin geleceğini ve küresel rekabeti değerlendirdikleri basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Yakup Birinci, sektörün geleceği ve Türkiye’nin otomotiv alanındaki rekabet gücü hakkında görüşlerini paylaştı. TAYSAD’daki yaklaşık 10 yıllık kariyerinde, çeşitli görevlerde bulunarak son olarak başkanlık görevine getirilen Birinci, kurumsal yapıları hakkında da bilgi verdi.

‘REKABET GÜCÜMÜZÜ ARTIRMALIYIZ’
Birinci, otomotiv sektöründeki dönüşüm sürecinin önemine değinerek, Türkiye’nin rekabetçi gücünü artırmayı hedeflediklerini söyledi. 2023-2024 verilerine göre, dünya çapında otomotiv üretiminin 92-93 milyon seviyelerinde sıkıştığını belirten Birinci, Türkiye’nin bu süreçteki payının düşme riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. “Türkiye’nin 2025 yılına kadar üretim açısından ilk 10’a girmesi bekleniyor. Ancak bu hedefin sürdürülebilir olabilmesi için üretim adetlerinin 2 milyon adede yaklaşması gerek” dedi.
‘GÜÇLÜ YERLİ ÜRETİM VE YENİ YATIRIMLAR’
TAYSAD Başkanı Yakup Birinci, Türkiye’nin otomotiv sektöründeki bağımsızlığını artırmanın önemine dikkat çekti. Samsun’daki yeni yatırımların sektör için stratejik bir öneme sahip olduğunu belirterek, “Öncelikle Samsun çok doğru bir karar. Bu noktada hükümetimizin yönlendirmelerini gururla karşılıyoruz” dedi. Yerli üretim konusunda güçlü bir duruş sergileyen Birinci, “TAYSAD olarak mümkün olan tüm komponentlerin yerli olması için var gücümüzle çalışacağız. Elimizde yerlilik oranı çok yüksek olan Togg örneği var. Diğer markalarda da bu oranı yükseltmemek için hiçbir sebep yok” ifadelerini kullandı.
SEKTÖRÜN İHRACAT PERFORMANSI
Birinci, Türkiye’nin otomotiv ihracatının yıllar içinde büyük bir artış gösterdiğini, 2017’de 9,7 milyar dolar olan ihracatın bugün yaklaşık 15 milyar dolara ulaştığını söyledi. Ayrıca, elektrikli ve hibrit araçların sektördeki önemine de vurgu yaptı. Çinli markaların elektrikli araç üretimindeki yükselişi ile rekabetin arttığına değinen Birinci, “Çinli markalar farklı segmentlerde elektrikli araç modelleri üretiyor ve bu ciddi bir karşılık buluyor” dedi.

‘SAMSUN TERCİHİ STRATEJİK BİR KARAR’
TAYSAD Başkanı Yakup Birinci, Samsun’daki yatırımların yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda Türkiye’nin otomotiv sanayisinin bölgesel yayılımı açısından da büyük bir öneme sahip olduğunu söyledi. Birinci, “Samsun’a yapılan bu yatırımlar, Türkiye’nin otomotiv sanayisinin İstanbul, Sakarya, Bursa üçgeninin dışına çıkmasını sağlayacak ve Anadolu’ya refahı yayacak” dedi. Yakup Birinci, Türk otomotiv sanayisinin dışa bağımlılığını azaltmak için yerli üretimi artırmaya yönelik adımlar attıklarını vurguladı. Ayrıca, Türkiye’nin elektrikli araç pazarındaki gelişmelerini hızlandırarak, uzun vadede rekabet gücünü artırmayı amaçladıklarını ifade etti.
TAYSAD 5.0: ÇEVİK, DAYANIKLI, REKABETÇİ
TAYSAD 5.0 sloganı ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan TAYSAD Başkanı Birinci, şu ifadeleri kullandı: “Derneğimizde tatlı bir geleneğimiz var. Her yeni gelen yönetim ekibi ya da yönetime talip olan ekip bir sloganla iş planını anlatır. Biz de yeni dönemde TAYSAD 5.0 sloganıyla yola çıktık. Daha önceki dönemlerde “Projeler Türkiye’ye”, “TAYSAD 4.0” adlı projeler vardı. O dönemde Türkiye’nin rekabetçiliği önemliydi ve Türkiye’nin yeni projeler alması çok kıymetliydi ve odakta o vardı. Sonra Ar-Ge merkezleri konusunu gündeme aldık TAYSAD olarak ve Ar-Ge ile küresele, güçlü marka, güçlü sanayi, tasarım, teknoloji, tedarik, Albert başkanın zamanında akıllı çevreci, sürdürülebilirlik çözümler altındaydı. Biz de TAYSAD 5.0; Çevik, Dayanıklı, Rekabetçi sloganıyla çıktık.”
‘EV MODEL SAYISI 220’DEN 346’YA ÇIKTI’
Elektrikli araçların gelişimi ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Birinci, şu ifadeleri kullandı: “2022 ile 2025 arasında elektrikli araçlar, buradaki elektrikli araçlar içten yanmalı motorlar dışındaki her türlü elektrikli aracı ve hibrit platformu barındırıyor. 2022 ile 2025 arasına baktığımızda aslında ülke sayısında çok büyük bir değişiklik yok, marka sayısında bir azalma var. Biz yaklaşık olarak bu 3 yılda bunu sürekli olarak anlatıyorduk, bir iş modeli vardı. Bu iş modelinin belki de lakabı bombardımandı belki Asyalı markalar tarafından. Çıkartabildiğimiz kadar farklı marka çıkartalım, bunun sonunda da birkaç tanesi, belki bir elin parmak sayısı kadar olanı güçlü bir şekilde ayakta kalsın ve ondan sonra da tüm sektör olarak o öndeki markaların peşinde hizalanalımdı. Bugün baktığımızda bu model, en azından sayısal açıdan çalışmış gibi gözüküyor. Çin, en başta gördüğümüzde 52’ye 47 kıyasladığımızda marka sayısı biraz bir azalma var gibi gözüküyor. Model sayısına baktığımız zaman ise 220’den 346’ya çıktı. Bir dönem Toyota dedi ki biz tüketicinin ihtiyaçlarına göre farklı model ve özellikteki araçları bir banttan çıkartacağız ve o bir kırılım yarattı ve uzun yıllar boyunca da Toyota bu gücü sayesinde birinci sırada kalmayı başardı. Çinli markalar şunu yapıyor, yine farklı segmentlerde farklı tüketici ihtiyaçlarına yönelik yani aslında biraz önce içten yanmalıda Toyota’nın yapmış olduğu modeli elektrikli araçlarda yapıyorlar. Ve bu tüketiciler nezdinde ciddi bir şekilde karşılık buluyor.”

‘ÇİN, TÜRKİYE İÇİN DE BÜYÜK TEHDİT’
TAYSAD’ın eski Başkanı Albert Saydam da, Türkiye’nin otomotiv sektöründeki uluslararası başarılarını överek, Çin’in artan etkisinin ve üretim kapasitesinin Türkiye için büyük bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekti. Saydam, yerli üretimin artırılmasının kritik önem taşıdığını vurgulayarak, iç pazarda yerli araç satış oranlarının artırılmasının Türkiye için büyük bir fırsat olduğunu söyledi. Ayrıca, Türk otomotiv sanayisinin geleceği için stratejik adımlar atılmasının gerektiğine değindi ve yerli üretim ile yeni yatırımların sektördeki rekabet gücünü artıracağını ifade etti.
‘ÇİN’İN YERLİ ARAÇ ORANI YÜZDE 95’
Saydam, Çin’de satılan araçların yüzde 95’inin Çin menşeili olduğunu vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı: “Kendi iç pazarında 2024 yılı itibarıyla Çinli markalar bundan önce zaten Avrupalı markalarda öncü olan Avrupalı markaları geçti ama ithal ettiği tüm markaları da geçti. Yani iç pazarda şu anda Çinli markalar pazarının çoğunluğu konumuna geçti ve aştı. Tabii kapasiteler büyük, toplama baktığımızda büyük bir ölçek var. Çin iç pazarında satılan 2 araçtan bir tanesi şu anda Çinli marka. Bu bugüne kadar tersiydi şu anda bu oran yüzde 63. Şöyle ben tam sayıları vereyim. Çin’de satılan araçların yüzde 95’i Çin menşeili. Bu yüzde 95’in içinde 63 puan tamamen Çinli markalar. Geri kalan 28 puan ise Çin kamuyla işte atıyorum, BMW ortaklığı, VW ortaklığı, vesaire gibi yabancılarla olan ortaklıklar. Yalnızca yerli araç oranı yüzde 95.”